RENKLER
Karayolundan Bodrum’a girildiğinde insan kendini beyaz yapıların arasında bulur; adeta bir beyaz denizin içinde. Uzakta Bodrum Kalesi belirir, sonra herkes kendi yoluna çekilir. İşte o noktada Akdeniz’in doğasını saran renkler hissedilir. Bu renkler belki de bu kasabada kalmanın asıl sebebidir.
Doğadan gelen bu tonlar projenin çıkış noktasıdır. Barragán’dan esinle; Bodrum’un çivit mavisi gün batımındaki lacivert-mor karışımdan gelir. Kış ve baharda beyaz-sarı kır çiçekleri öne çıkar. Evler taş ya da kireç beyazıdır, begonviller ise bu dinginliğe eklenen canlı dokunuşlardır.
BODRUM GENEL
Ülkemizde kıyısallaşma, büyük ölçüde ikinci konut gelişmeleriyle ortaya çıkmıştır. İstanbul’un Tekirdağ yönünde genişlemesiyle Kumburgaz, Celaliye ve Kamiloba gibi yerlerde bunun ilk örnekleri görülmüş; bu kontrolsüz büyüme rekreasyon alanlarını hızla tüketmiştir.
Bu yayılma zamanla Marmara’dan Ege’ye ve Akdeniz’e uzanmış, Bodrum Yarımadası ise son yıllarda bu sürecin en belirgin yaşandığı yerlerden biri olmuştur.
TASARIM SÜRECİ
Bodrum için, Bodrum’a özgü tasarım, basit görünen zor bir iştir.
Ege coğrafyasının mimari karakteri, sıcak iklim koşulları ve bitki örtüsü bu sürecin temel verileridir. Rüzgar yönü, güneş hareketi ve yağış gibi doğal veriler sürdürülebilir yaşam için belirleyicidir. Bu doğrultuda yapı, yola yaslanıp güneşe sırtını dönerken parka açılan parçalı kütlelerle yarı açık mekanlar oluşturur. Geniş pergola ise hem gölge sağlar hem de peyzajla birlikte mikroklima üretir.
PERGOLA VAZGEÇİLMEZDİR
Bodrum’da yaşam pergola altında geçer. Sabah ve akşam saatlerinde en konforlu alanlar burasıdır; öğle saatlerinde ise gölge bile yetersiz kalabilir.
Bu nedenle yapı, derin bir pergola sistemi etrafında kurgulanmıştır. Bu sistem ışık ve ısıyı kontrol eder, gölge oyunları yaratır ve peyzajla birlikte mikroklima oluşturur. Üst katlarda ise kontrollü açıklıklarla denge sağlanır.
GİRİŞ MEYDANI OLMAZSA OLMAZ
Giriş meydanı, yerleşkenin önemli bir parçasıdır ve kuzeydeki dini tesisle komşudur. Hem yaya hem araç ulaşımı açısından uygun konumdadır.
Düzenlenen topografya sayesinde meydan, avlu ve parkla güçlü bir ilişki kurar. Böylece proje, kamusal sürekliliğin parçası olur ve kullanıcılar için daha nitelikli, dingin bir ortam sunar.
HER YOL AVLUYA ÇIKAR
Avlu, Akdeniz mimarisinin temel öğelerindendir ve projede bütünleştirici bir rol üstlenir. Giriş meydanı, yapılar ve yeşil alanlar avlu etrafında birleşir.
Yaz aylarında artan kullanıcı yoğunluğu için avlu ve park uzantıları nefes alma alanları oluşturur. Pergola ile örtülen bu alanların gelecekte bitkilerle sarılması hedeflenmektedir.
BİNALAR
Projenin amacı, sürdürülebilir, ekonomik ve insan ölçeğinde yapılar üretmektir. Parçalı kütleler ve düşük katlı yapılaşma bu yaklaşımı destekler.
Zemin katlar şeffaf, üst katlar ise kontrollü açıklıklarla tasarlanmıştır. Beyaz sıva, granit detaylar ve doğal ışık kullanımıyla iç-dış mekan ilişkisi güçlendirilmiştir.
KENDİ KENDİNE YETEBİLEN PARK VE PEYZAJ
Yerleşkeye komşu park alanı mevcut zeytin ağaçları korunarak tasarlanmıştır. Sert ve yarı geçirgen zeminler mimariyle bütünleşir.
Bitki seçimi su ihtiyacı düşük türlerden yapılmış, çim kullanılmamıştır. Park, kullanıcılar için doğal ve sürdürülebilir bir rekreasyon alanı sunar.
2025
Mimari Tasarım, Yarışmalar